Kültür Sanat Edebiyat Şiir

başucu şiirleri sizce ne demek, başucu şiirleri size neyi çağrıştırıyor?

başucu şiirleri terimi Duadar Tolichona tarafından 29.04.2016 tarihinde eklendi

  • İrem Başar
    İrem Başar 13.11.2017 - 21:25

  • Muhittin Temür
    Muhittin Temür 30.10.2017 - 02:14

    Kişinin başucu olarak gördüğü şiirler bence o kişi hakkında bilgi sahibi olmanın farklı bir yönü olsa gerek

  • İrem Başar
    İrem Başar 28.09.2017 - 10:02

  • İrem Başar
    İrem Başar 28.08.2017 - 21:57

  • İrem Başar
    İrem Başar 28.08.2017 - 20:10

  • Abdullah Koç
    Abdullah Koç 31.07.2017 - 20:08

    Bir şiir
    Tek bir şiir yazmalıyım
    Uyağı rüzgâr olan
    Yağmura bürünmüş soluğu




    Ahmet UYSAL

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 14.07.2017 - 08:58

    "Can şimdi kanayarak anlıyor
    Bu altın kapı, bu gülden toprak, bu hasretten can...
    “Ne bugün senin, ne yarın benim..
    Hiçbir zaman hiç kimsenin...”

  • İrem Başar
    İrem Başar 09.07.2017 - 12:53

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 09.07.2017 - 12:14

    Uçak babama selam söyle...! :(((

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 29.05.2017 - 22:19

  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan 19.05.2017 - 12:54

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 19.05.2017 - 12:30

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 19.05.2017 - 12:23

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 19.05.2017 - 12:05

  • Bahar Bahar
    Bahar Bahar 06.04.2017 - 17:26

    _____NİSAN

    İmkansız şey
    Şiir yazmak,
    Aşıksan eğer;
    Ve yazmamak,
    Aylardan Nisansa.

    ___Arzular ve Hatıralar

    Arzular başka şey
    Hâtıralar başka.
    Güneşi görmeyen şehirde,
    Söyle, nasıl yaşanır?

    ___Böcekler
    Düşünme,
    Arzu et sade!
    Bak, böcekler de öyle yapıyor.

    ____Dâvet
    Bekliyorum
    Öyle bir havada gel ki,
    Vazgeçmek mümkün olmasın.

    Orhan Veli KANIK

  • Nurten Temel
    Nurten Temel 29.03.2017 - 23:29

    murathan mungan yalnız bir opera...

    Gün gelir bir gün
    Baska bir mevsim, baska bir takvim, baska bir iliskide
    O eski agri
    Ansizin geri teper.
    Dilerim geri teper.
    Yoksa gerçekten bitmissinizdir.

  • Neslihan Özhan
    Neslihan Özhan 17.03.2017 - 11:08

    durup durup içimi eriten laflar etme
    hele o gözlerini düşürüp durma yere
    an gelir bir gece sessizliğinde
    senli hayallere dalarım
    aklıma gelir sakar namelerin
    boş bulunurum
    inanırım bak....
    tamamlayıp durma mırıldandığım şarkıları
    gülümsetme beni yok yere
    aklıma gelme uyanır uyanmaz
    benimki de can
    üzülürüm bak...
    yapma...
    yakma yok yere
    bir sevmelik canım kaldı zaten
    canım deme nolur
    inanırım bak...


    Arifhan Atilla

  • Zümra Yıldız
    Zümra Yıldız 02.03.2017 - 23:49

    Kuytu bir köşesindeyim ormanın
    Ve yorgun bedenimin altında
    Çıtırdıyor kuru yapraklar
    Üstte kristal bir gök
    Ve yıldızlar
    Ozancasına
    Yalnızım
    Sıkıntının yalnızlığı değil bu
    Düşlerle el ele
    Yaşamayı dillendiren
    Ve yudum yudum özümleten
    Bir sevgi yalnızlığı
    Dinlendiriyor yüreğimi
    Kafamı
    Bedenimi
    Serin okşayışlarıyla doğa
    Dinliyorum en güzel türküsünü
    Kurdun kuşun
    Uçmak için
    Kanat aramıyorum

    Ahmet Telli

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 22.02.2017 - 11:21

    Herkes Gitmek İstiyor - Can Yücel

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 22.02.2017 - 11:16

    Ataol Behramoğlu - Başka Biri Olacaksın

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 22.02.2017 - 11:05

    Herşey sen de gizli - Can Yücel...

  • Kasabanın Cadısı
    Kasabanın Cadısı 28.01.2017 - 22:45

    bir leylaydım, bin ademden
    nice mecnun yarattım

    ecel bendim, iksir bendim, huri ben
    merak arkadaşım, ateş ruhuma bela
    göze candım, köre mana
    gizlendiğim tenhalarım buldular
    asi hayvanlarım evcil odalarda
    tufanlarımdan habersiz uyudular

    söktüm mührü kapıdan, vesikalıyım
    güle kar'ı sordum, mevsime yalan
    zakkumdan öz topladım
    süt içtim sütleğen damarından
    şaşkın gezdim, can kanattım sabaha
    çekildi sis, hükümsüzdür fermanlar

    yüksek uçtum, densiz durdum, deliyim
    güzel çirkine döndü, aklarım kirli beyaz
    peteğimi zemheri ıslığıyla doldurdum
    kobra çiçeğine kondum, lalesine kumların
    kuş baskınlarından, ayı pençesinden kurtuldum
    balın zehrini bilemeden, şerbetini tattılar

    an idim, ağuları şeker ile yoğurdum
    zerresinden şifa bulur, yine derde düşerler
    ay yenisi gecelerde iniltiler duyulur
    sözden imdat bekledim. uslu yaklaştım gize
    dil ile sırladım peteğimi, sırra sorular sordum
    şiirin şerri aşkın koynunda yatar

    bir leylaydım, bin ademden
    nice mecnun yarattım

    deli bal, deli bal
    baldan derman
    deliden cinnet umulur
    ..
    Arife Kalender

  • Kasabanın Cadısı
    Kasabanın Cadısı 14.01.2017 - 20:29

    Çay keseyi keseyi tutmayi parmaklarum
    Benim herif kahvede yek,du,şeş,beş atayi
    Hırsımdan çatlayirum dökülür yapraklarum
    Ekmek elden su gölden yan gelip yan yatayi

    Karadeniz uşağu etti benu laz gelin
    Öz dilimi unuttum kulak verin az gelin
    Feminist olmuş isem sebebüni da bilin
    Toprak başına deyi kaynanamda çatayi

    Belagat ilmi ile yazacağum destani
    Hacı Molla reddeder neden benum dest ani
    Korkayi sultan olam haram edem vatani
    Anekdot öne sürüp konuştukça batayi

    Sen bizim bu köylere benzemeysun a paçi
    Fadimenin indinde olayirum apaçi
    Ne anlatacağum ki bende diyurum peçi
    O bana culer içen sinirumi yutayi

    Bu devran böyle citmez bir çare bakacağum
    Boşayacağum yâri uzaya çıkacağum
    Bir ofo alacağum koluma takacağum
    Belirsiz gök cismiyle belki aklım tutayi

    Melahat Temur...
    ...
    :)))

  • İki Baharın Valsi
    İki Baharın Valsi 06.01.2017 - 09:42

    Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım

    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Alt katında uyumayı bir ranzanın
    Üst katında çocukluğum...
    Kağıttan gemiler yaptım kalbimden
    Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
    Aşk diyorsunuz,
    limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

    Allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
    Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
    Büyük bir aşk yamadım
    Hayır
    Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
    Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
    Tesbih tanelerim bitse göz yaşlarım...
    Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
    Aşk diyorsunuz ya
    Ben istemenin allahını bilirim bayım

    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Balkona yorgun çamaşırlar asmayı
    Ki uçlarından çile damlardı.
    Güneşte nane kurutmayı
    Ben acılarımın başını
    evcimen telaşlarla okşadım bayım.
    Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
    İnsan kaybolmayı ister mi?
    Ben işte istedim bayım.
    Uzaklara gittim
    Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
    Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım

    Süt içtim acım hafiflesin diye
    Çikolata yedim bir köşeye çekilip
    Zehrimi alsın diye
    Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
    İlahiler öğrendim.
    Siz zehir nedir bilmezsiniz
    Zehir aşkı bilir oysa bayım!

    Ben işte miraç gecelerinde
    Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
    Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
    Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
    Bir şiir aradım.
    Geçen üç yıl boyunca
    Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
    Ülkem olmayan ülkemi
    Kayboluşumu aradım.
    Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
    Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
    Haroşa bir hayat bırakmak için.
    Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

    Kimi gün öylesine yalnızdım
    Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
    Annem
    Ki beyaz bir kadındır
    Ölüsünü şiirle yıkadım.
    Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
    Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Acının ortasında acısız olmayı,
    Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
    Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
    Aşk diyorsunuz ya,
    İşte orda durun bayım
    Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
    Kendimin ucunda
    Öyle ıslak,
    Öyle kötü kokan,
    Yırtık ve perişan.

    Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
    Aşkı aşk bilir yalnız!

    Didem Madak

  • Arzu Kılınç
    Arzu Kılınç 30.12.2016 - 11:11

    Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,
    Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.
    Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir,
    Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım..
    .....
    (Fazıl Hüsnü Dağlarca)

  • İki Baharın Valsi
    İki Baharın Valsi 28.12.2016 - 11:10

    Ağlayan Kaya

    Ben şiirin nefer taşı
    Büyük bir Amerika keşfettim ruhunuzda
    Ben başarıların Kristof Kolomb’u
    Ne duruyorsunuz hadi alkışlayın!

    Cennete gitmek isterdim otostopla,
    Cinnete kadardı tüm yollar oysa,
    Tüm hayatı okşamak isterdim kedilerin şahsında
    Tüm sarı, tüm kara, tüm yumuşak.
    İlk sevgilimle bir kilisenin bahçesinde buluşurduk.
    Bir mezarlıkta öpüştük ilk defa,
    Rengarenk boncuklar saçılmıştı benden her tarafa,
    Kapkaraydı ama toprak.
    Binlerce ruhu taciz etmiş bir ilk aşk
    Tanrım sorarım sana neye yarar?
    İpek yolunda ipektim o zaman
    Baharat yolunda baharat.
    Aşk kırmızı atlastı,
    Ten Greenwich başlangıç meridyeni
    Yağmur yağardı, durmadan yağmur
    Coğrafyadan da anlarım, hadi alkışlayın!
    Keşke aşk şiiri yazsam
    Ne güzel,
    Aktarlara tarçın diye satardım
    Ticareti de öğrendim bakın,
    Hadi alkışlayın.

    Cesaret sanırım bir çeşit esaretti,
    Iskat edilmekti mirastan
    Tüm malvarlığını veremli kıza bırakmak
    Ananın vasiyetini çekirdek külahı olarak kullanmak
    Korkuyorum ama artık
    Hadi alkışlayın!

    Cesaretim bir süredir gözaltında
    İhzar müzekkeremi kendim yazdım
    Tehlikeli sayılmam artık.
    Kalbimin kalın kitabının arasında kuruttum
    Onu orada
    Beş parmaklı bir çınar yaprağı gibi unuttum.
    Kalbim!
    Şiirimin Hacer’ül esved taşı
    Hadi ama baylar,
    Bakın kaldıramıyorum,
    Yardım edin de şunu yerine koyalım.

    Hay!
    Keşke susmanın muhabbet kuşu olaydım.
    Ters Pinokyo olmak istiyorum Gepetto Usta
    Kötülüklere boğulup
    İnsanlıktan çıkmak istiyorum artık!
    Kafam karışık ama
    Yetişir!
    Bir beyaz balinanın karnında uyumak istiyorum artık.
    Camdan papuçlarım kırık..

    Prens de bulamaz beni artık.
    Hayata söyleyin bundan sonra gitsin
    Anlamını masallarda arasın
    Hay!
    Ben sizin ruhunuza çiçek aşısı yapayım
    Da çiçekler açsın ruhunuz.
    Hadi alkışlayın!
    Biliyorum hala biraz safım.

    Keşfettim
    Küçük ruhlarınızdaki büyük Amerika’yı
    Hadi alkışlayın!
    BU SİZİN BAŞARINIZ.

    Didem Madak

  • İki Baharın Valsi
    İki Baharın Valsi 15.12.2016 - 09:21

    HAVADA KAR KOKUSU

    Terziler ufacık iğneleriyle
    “Bir Yılbaşı gecesi dayanır”
    Şekerden ve bezden kuklalar dikiyorlar
    “Takma kirpikli dünya “

    Denizlerden içerde
    Ortalarda doğularda
    Açlık kol geziyor
    Varıp oralarda duruyor
    Alime’nin oğlu eriyor
    Hem vallaha hem billaha
    Gözlerimin gözlerimin önünde
    Gerze’den Cici Berber
    Kepengini indirmeden yürüyor
    Çıldırmış ufalmış bir çocuk kadar kalmış

    Gazeteler keskin kalemleri ve flaşlarıyla
    Uzakları uzakları gösteriyorlar
    Etyopya Bengaldeş, Bengaldeş Etyopya

    Havada kar kokusu
    Bu yıl yaman kışlayacak
    Söyledi cevizler alıçlar

    Kuşları görmeliydik
    Hiç değilse kuşları
    Aklımızda kanatları sesleri
    Olmadık yerde patlayan
    Küçük kahkahalar gibi

    Göremedik
    Kuşlar büyük kentlerin göğünden
    Artık hiç geçmiyor

    Havada kar kokusu
    Engizek’ten Elbistan’ın oralardan
    Gavur dağlarından düzlere inenler
    Kıl çadırlarını,toprak kaplarını
    Derleyip dürdüler çoktan
    Sımsıkı kapanmış avucunu açıp
    Kağıt para bozuk para
    Yazı sayacaklar

    Ne denli sündürse ne denli uzatsa
    Bir yaz bir kış etmiyor
    Şaşkın bebelere bakıyor
    Hayvanlara bakıyor
    Geçmişim diyor ben benden

    Buralarda
    Sus sus sus sus sus
    Dan başka bir ses duyulmuyor
    Yazarlar ozanlar kardaşlar
    Niye, biz ölmüş müyük

    GÜLTEN AKIN

  • İki Baharın Valsi
    İki Baharın Valsi 15.12.2016 - 09:17

    PARAGRAF BAŞI

    Bir roman yazmaya başladığım o gece için.....

    Yalnız bırakma beni bu paragrafın başında
    Bu boşluğu bir masal doldurmaz
    Kanalizasyondan fırlar bir cadı,
    Başını engizisyona çarpar.
    Ölürüz belki ikimiz de ucuz bir aşk romanının sonunda.
    Patlamış mısıra benzerdi senin mısraların
    Isınır ve patlardı
    Beyaz çiçekler açardın sonunda
    Bahar dallarının hatırına beni anla.

    Küçük bir tırtıl gibi büzüştüm yatağımda
    Hep böyle uyudum yıllarca
    Sanırdım,
    Bir gün doğuracak beni bu yatak
    Son ve o en büyük sancıyla
    Sanırdım
    Tanrı bırakmış beni kocaman parmağıyla
    Bir yumuşak çiçeğin ortasına
    İçimde bir kedi durmadan oynardı
    Parmak kızın DNA sarmalıyla
    Alice’den çalıntı gözyaşlarım
    Çiğ taneleri olurdu sabahları yastığımda.
    Ömrüm geçti bir çiçeğe benzemekle
    Hangi hayat süslendi senin için bu kadar.
    Su getirdim perilerine küçücük avuçlarımla
    Beni anla.

    Kurşun kalemin hatırına beni anla
    Razıyım uçsun bu şiir silgi tozlarının kanatlarında.
    Toprağın seviyesine ineceğim
    Anlamalı beni mezarım da
    Bir uyağa takıldım, düşmeye razıyım
    Artık beni anla.

    Annemin bir şiir defteri vardı
    Yaprakları gitgide sarardı
    Hep sararan bir şey olarak kalmışsın aklımda.
    Sanırdım
    Bu dünya karaciğerinden hastadır
    Sanırdım
    Boyama sarışın bir kadındır zaman
    Hep hayatını anlatır.
    Eski bir şiirsin sen, unutulursun, unutma
    Dekolten fazla kaçmasın aman,
    Ayıplar sonra Anadolu yakanı kapa
    Konuşma, konuşmak istemezsen
    Ben konuşurum tavanda koşuşan ışıklarla
    Hep aynı şeyi söylerim
    Beni anla.

    Yeni bir şarkıya başla
    Hem şarkı dediğin şarttır yaşamaya
    Şarka gittin geldim ardından
    Hatırla orada fıskiyesi dönen havuzlar vardı.
    Kalabalık avlular, yüksek duvarlar
    Başımız döndüydü hatırla
    Sürmeleri ne karaydı kadınların
    Herkesi bir yere sürer ya dünya
    Gözlerine sürülmüştü orda kadınlar.
    Belki sen yoktun orda
    Güller vardı.
    Ben bir şair olarak güllerden bıkmamıştım daha,
    Ba ‘su ba’del mevt
    Hayata daha çok vardı
    Beni anla.
    Hatırla tavus kuşları vardı
    Aşık olunca kanatlarından mavi güneşler doğardı.
    Ben doğmamıştım daha hatırla.
    Bak, işte burada.
    Susan kadınlar vardı
    Ben susamamıştım
    Ama herkes içmişti.
    Belki sen yoktun orada.

    Aklımın taş kaldırımlarında dolaşırdı adamlar
    Ayak seslerini dinlerdim
    Perdem aralıktı, ışığım açık
    Nedendir diyordum durmadan
    İnsanın derisine bu kadar güzel bir resim çizmiş Allah
    Sanırdım
    Allah olmasa çöpten adamlar gibi yakışıksız çıkardık
    fotoğraflarda.
    Ağlamıştık
    Boyalarımız aktıkça ferahlamıştık hatırla
    Gözyaşlarımız simsiyahtı
    Sanırdım
    Yanağımın sıcağına göç ediyor kırlangıçlar
    Beni anla.
    Geçti ömrüm iklimden iklime
    Yuva yaptım kaç paket cigaranın bacasına
    Yorgunum, kahvem çamur gibi
    Batmaya da razıyım, artık beni anla
    Yeter ki sen beni
    Hiç yazamayacağım bir romanın kollarına atma.

    Didem Madak

  • İki Baharın Valsi
    İki Baharın Valsi 13.12.2016 - 10:43

    SUSARAK

    Yalan ülkesidir sarıp kuşatırlar kurumla kurulla
    Tünerler üstüne, uzun da sürmüştür kimileyin
    Çoraktır ne şiir ne masal ne türkü
    Bizimle göçmüştür oysa söylencemiz
    Masalımız uyumuştur biz dönesiye
    Sözlerin yurdunu bilenler için
    Bir başka dil saklarız dilimiz içinde

    Silme kıyadır durur alnacımızda çöker eğnimize
    Susarız gözlerimizde binbir iğne
    Resmiyle doludur tarih susarak öldürdüğümüzün
    Örselenmiş susuz solgun zambakları
    Sular diriltiriz söyleşe söyleşe

    Gülten Akın

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 08.12.2016 - 15:50

    ' bülbülleri, sakaları bombalarla susturduktan sonra
    hasbahçede hayallerin erişemeyeceği sessizlik başlar:
    büyük hayaletin, ‘insanlığın’ sessizliği…
    buzulların sessizliği,
    buzdan ve külden meleklerin sessizliği.'

    Cahit Koytak

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 08.12.2016 - 15:49

    Hiçbir şiir son mısrasında bitmez.
    Sözün Simurgu, sözcüklere değil,
    Kendi tüylerine bölünür çünkü,
    Rüyalara ve hayatlara dağılır
    Her gün, sabah akşam yeniden.

    Senin, her şiirle daha büyük,
    Daha uzak ve sarhoş uçuşlar için
    Sözcüklerle tırmanmak istediğin
    En yüce doruklardan toz kaldırıyor
    O’nun kanadının rüzgârı çünkü;

    Mısralarla ölçebilir misin, o zaman,
    Sen ey fukara ozan,
    Kanat genişliğini, onun?

    Söz bitti sanılan yerde yol bitmiyor ki;
    Turna katarı, yaban kazları, kırlangıç sürüsü…
    Süzülürken bir vadiden,
    Uzak mı uzak bir başka vadiye,
    Tünüyorlar, bir gölün kıyısına,
    Yahut bir gönlün kıyısına,
    Kısa bir mola için;

    Kısa bir mola için, sularla, ağaçlarla,
    Bört böcek yârenle toplu bir âyin için…
    Hepsi bu kadar ve seni yanıltan bu,
    “Şimdi dokundum en güzele,
    Şimdi dokundum en güzele! ” dedirterek
    Böyle açtıran yumduran
    Kanatçıklarını sana.

    Yoksa yol biter mi hiç, biter mi yol?
    Bitiyorsa, yol denebilir mi ona?
    Biten şeylere var denebilir mi hiç!

    İşte bunu aklında tutarsan sen de,
    Simurg’un peşinde, bak, gör,
    Senin de kalbinin her vuruşu
    Ayrı bir kuşun dilinde,
    Ayrı bir terennüm olmayı becerecektir,
    Ayrı bir aksi seda…

    Cahit Koytak / Simurg'un Peşinde

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 08.12.2016 - 15:44

    ' beni öğrenmek istersen dağlara sor
    beni öğrenmek istersen güneşe sor
    onlar beni iyi bilirler
    beni öğrenmek istersen
    havaya sor beni
    beni öğrenmek istersen
    suya sor beni
    onlar beni iyi tanırlar
    onlar beni iyi bilirler
    hayatı öğrenmek istersen
    kendine bak

    su gibi sade
    su gibi derin yaşıyorum hayatı ben
    kulağınla gör
    gözünle konuş
    ağzınla dinle...'

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 30.11.2016 - 12:43

    An Düşmesi

    büyük yavanlığın zaman
    kazandığı susuz gezegenlerin
    arazisi! tarifsiz lanetlenişlerin
    kuvvetli masumiyetiyle alay
    eden merhale! talan
    edilmiş yalnızlıkların tersyüz
    çevrilerek bekletilmesiyle anlamlanmış
    sahte mukaddes, sahte susayış, sahte
    sabrediş izi!
    toprak ve tüllerin kralı! zehrin bilgisi!
    sen rüzgara uzat kalbinin mimarını ve
    çöz suyu deryadan, kat mermere,

    acıt yeryüzünü!


    Küçük İskender

  • İki Baharın Valsi
    İki Baharın Valsi 20.11.2016 - 23:26

    Rubailer (üçüncü bölüm)

    1

    İnsan
    ya hayrandır sana, ya düşman.
    Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
    ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan...


    2

    Çürüksüz ve cam gibi berrak bir kış günü
    sımsıkı etini dişlemek sıhhatli, beyaz bir elmanın.
    Ey benim sevgilim, karlı bir çam ormanında nefes almanın
    bahtiyarlığına benzer seni sevmek...


    3

    Kim bilir belki bu kadar sevmezdik birbirimizi
    uzaktan seyredemeseydik ruhunu birbirimizin.
    Kim bilir felek ayırmasaydı bizi birbirimizden
    belki bu kadar yakın olmazdık birbirimize...


    4

    Gün iyiden iyiye ışıdı artık,
    tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık.
    Sevgilim, sanki seninle yüz yüze geldim birdenbire:
    aydınlık, alabildiğine aydınlık...

    Nazım Hikmet Ran

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 17.11.2016 - 12:25

    dinle,
    dünyanın en uzak kuşlarıdır ötmekte
    gece saftır, yeknesaktır ve açık!
    sardunyalar
    ve mevsimin en sesli dalı, duyuyordur bu ayı…
    binanın önündeki merdiven
    elinde fenerle bu kapı
    ve meltem israf oluyor!


    dinle,
    cadde senin adımlarını uzaktan çağırır
    gözlerin karanlığın süsü değil
    çırp göz kapaklarını,
    ayakkabılarını geçir ayaklarına ve de gel
    gel,
    ayın teleği parmaklarını uyaracağı yere gel
    ve zamanın seninle bir taşın üstünde oturacağı yere gel
    gel ki gecenin mezamiri senin endamını,
    bir parça şarkı gibi çeksin içine…

    orada bir pir sana anlatacak:
    en güzel şey varmaktır bir bakışa
    her olaydan daha bir aşk olan bir bakışa

    Sohrap Sepehri (Çeviri Haşim Hüsrevşahi)

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 11.11.2016 - 16:14

    Yağmur

    Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde,
    Bir parça uzaklaş kederlerinden.
    Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
    Mehtabın ördüğü saatler nerde?
    Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
    Yağmur ince ince toprağa sinsin,
    Bir başka alemden gelmiş gibisin,
    Dalmış gözlerinle pencerelerde.

    Ahmet Hamdi Tanpınar

  • İki Baharın Valsi
    İki Baharın Valsi 10.11.2016 - 11:10

    Yiğidim Aslanım

    Şu sılanın ufak tefek yolları
    Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
    Tepeden tırnağa şiir gülleri
    Yiğidim aslanım burda yatıyor

    Bugün efkarlıyım açmasın güller
    Yiğidimden kara haber verirler
    Demirden döşeği taştan sedirler
    Yiğidim aslanım burda yatıyor

    Ne bir haram yedin ne cana kıydın
    Ekmek kadar temiz su gibi aydın
    Hiç kimse duymadan hükümler giydin
    Yiğidim aslanım burda yatıyor

    Bedri Rahmi Eyüboğlu

  • İki Baharın Valsi
    İki Baharın Valsi 21.10.2016 - 23:30

    Başka Bir Sema Var

    Daima açık ve durgun
    Farklı bir sema,
    Ve karanlığa rağmen
    Değişik bir günışığı var orada;
    Solgun ormanlar dert değil,
    Sessiz tarlalara etme aldırış,
    Yaprakları yeşil
    Bir küçük orman var yaz kış-
    Ve parlak bir bahçe var, kırağı
    Ve donun asla uğramadığı;
    Solmayan çiçeklerinin içinde
    Arıların canlı vızıltısını işitirim:
    Gel gir, bahçeme
    Yalvarırım, kardeşim!

    Emily Dickinson

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 07.10.2016 - 13:21

    'olur da yüz yüze gelirsek hani bir zaman
    meftun gözlerimle derdimi dökeyim sana
    cümle cümle, hece hece, acı acı.
    yalnız, bir esinti gibi (gözlerime değen) tenini seyretmek için
    yürekten bir kaç kelam edebilmek için arıyorum seni
    cadde cadde, sokak sokak, kapı kapı.
    senden ayrıldığımda kalbimin kanı
    büsbütün gözlerimden dökülüverdi
    oluk oluk, çağıl çağıl, pınar pınar.
    mevlanın ruhumu kumaşı ile dokuduğu aşkın,
    kederli kalbime dokunsun her an
    ilmek ilmek, tel tel, salkım saçak.
    ey tahir! kendi kalbini aradın da ne buldun
    kat kat, kıvrım kıvrım, köşe bucak?
    seni, seni, seni...
    hep sen! '

  • Kasabanın Cadısı
    Kasabanın Cadısı 05.10.2016 - 21:11

    O aslında,haddinden fazla sevildi diye;
    ‘‘Yerleşmiş sevdasını,aşkın ana yurdunda inkâra yeltendi.’’

    Nerede olduğunu ve kim olduğunu bilmeyen biri kadar kimliksiz artık,taşıdığı benlik.

    Sevmek hayal gibi kaldı hayatımızda.
    Kısacası her şey,
    İki silik siluetin siyah beyaz fotoğrafı.

    Bekleyişleri hep anlaşmalı,
    Acıları da dayanılabilecek kadar ısmarlamaydı.

    Kaygı,acı ve telaş birbirine karıştığında soldu mimozalar.
    Sonra papatyanın fal bakabilen bir çiçek olduğuna inandım.

    Şimdi özetle,
    ‘‘Uzun zaman oldu görüşmeyeli değil mi? ’’ diyecek bahanemiz var artık o'nunla.
    Denk gelinirse kullanılmaya hazır,bir kenarında ağzımızın.


    Emre GÖKCE / (F.Y) Sonra...

  • İki Baharın Valsi
    İki Baharın Valsi 01.10.2016 - 18:30

    Doğum

    (Leyla'nin doğumu için Mecnun'un sonradan söylediği)

    I.

    Çiğ düştü göklerden
    Ve bir bahar günü doğdun sen

    Güvercinler geçti menekşelerden
    Ve bir bahar günü doğdun sen

    Kendi kendine ayna olan nergislerden
    Leylakların gün doğuşu ürperişinden
    Zambakların kıyı kıyı bakışından
    Geldin sen
    Ve rüzgarlar karları süpürdüğünde
    Ve insanı çıldırtan kuş sesleri işitildiğinde
    Birdenbire aydınlandı annenin yüzü
    Ve bir bahar günü doğdun sen

    İlkin horozların gözüne göründün
    Dünyaya haber verdiler ötelerden
    Baban yeni dönmüştü eve ıraklardan
    Birden aydınlandı annenin yüzü
    Ve bir bahar günü doğdun sen

    Marta bakan biliyordu geleceğini
    Nisana bakan görüyordu alaca renklerini
    Kızıl ve yeşil seherini
    Mayısa bakan buldu seni
    Ve bir bahar günü doğdun sen

    Sana Leyla dedim Suna dedim şiirlerde şarkılarda
    Gerçek adın bir fısıltı gibi kaldı ağızlarda dudaklarda
    Çatlar yüreğim bir nar gibi o sırrı anar da
    Avunurum doğumundan gelen muştulu armağanlarla
    Melekler gökten geldi armağanlarla
    Ve bir bahar günü doğdun sen

    Bir bahar günü doğdun sen
    Baharın ta kendisi oldun sen
    Şimdi her baharda doğan çocuklarla
    Sen en aşılmaz boya tenlerinde saçlarında
    Sen görünür görünmez ufuklarda
    Karlar erir erir kaçar kaçar da
    Gökler yağmur biçiminde güler ağlar ağlar da
    Güneş öğünerek yansır yansır da sularda
    Gelirsin her baharda
    Bir diriliş gibi ölü dünyaya
    Ölüler gölgenden ateş ala ala
    Ekilip biçilip yankı yapa yapa
    Yaz sıcaklığından arta arta
    Birer birer çıktılar gönlümüzün aynasına tarlasına
    Ki bir bahar günü doğdun sen

    Güller dönüştüler yatak çarşaflarına
    Leylaklar yaklaştılar korka korka
    Nergisler benliğimizin ortasından baka
    Gelip fon oldular insanın
    Bir kere daha
    Sende yeniden yaratılışına
    Bir bahar hali yaratışına

    Bir bahar günü doğdun sen
    Baharın ta kendisi oldun sen


    II.

    Sonbahar benim ölümüm kırmızı kırmızı yanışım karaağaçlarda
    Senin ak doğumunu daha çok ortaya koymak için
    Toplayıp gelişim güzü bütün sarılarımla loşluklarımla
    Çürüyen solan evrenin karşı koyuşu
    Senin baharda doğusunun anısına

    Ah o ne sıtmadır güneşteki sıtma baharda
    Her an senin doğumun yaşamaktan gelen
    Ve güzün güneşte bir kuruyuş bir dağılma
    Benim ölümümden gelen haykırış ve ağlayışlarla
    Bir ömür boyu oldum salt ölüm kemiği
    Parlamak için senin doğumundan gelen fosforlarla
    Eve girmekte geç kalan çocuklar görecektir geceleri
    Aşk baharının sessiz direnişini
    yanıp duran ışıklarda

    Yaz güneşi biriktirdi biriktirdi
    Sonbahar yapraklarda delirdi
    Kış derin çizgileriyle devrildi
    Bahar gül tanklarıyla çiçek çağlayanlarıyla belirdi
    Ve bir bahar günü doğdun sen

    Sezai Karakoç

  • Kasabanın Cadısı
    Kasabanın Cadısı 01.10.2016 - 00:17

    Aşkınseninle ödüllenemeyen yanıydı yalnızlık.
    Ardınefes kesiği.
    Ötesi yaraberisi beredahası izdir.

    Geldiğim kadar gitmenin
    Hatırladığım kadar unutmanın
    Susturan ve üşüten avazlarımalibas bulmanın vaktidir şimdi.

    Çoğalmaya gelmişkenazalarak kaldım cehenneminde.
    Benim için
    Öldüğünü görmemek için ölmek oldu artık hayat.
    Yalnızlığın aşkla ödüllenemeyen yanısınsen.

    Ardıbiz.
    Ötesi yârberisi bendahası anıdır.
    Acının ve ağrının kentidir
    Hayatın hep arka odası
    Zamanın arka bahçesidir biraz da ve sadece hep bir gün olarak verilirdün.
    Benim yalnızlıkla cezalandırılmamdıaşk.

    Ardıruh âlemi.
    Ötesi şerberisi eceldahası kalptir.

    Yüzdüğüm kadar boğulmanın
    Tanıdığım kadar yabancılaşmanın
    Eriten ve meleten kelimeleredeyiş bulmanın vaktidir şimdi.

    Var olmaya gelmişkenyok olarak yakıldım ateşlerinde.
    Benim için
    Unuttuğunu bilmemek için gitmek oldu artık yollar.
    Aşkın yalnızlıkla cezalandırdığıyımben.

    Ardıdua.
    Ötesi ibretberisi avdahası cinnettir.

    Hep kendi kendimi ıskalayan bir ahmağım sandım.
    Yokluğunda kendimi bulamadığımıaynadaki boşlukları gördükten sonra anladım.
    Dudağındaki soğuk yatağa kıvrılan o sıcak nefestisessizlik.

    Ardıfigan.
    Ötesi dilberisi şiirdahası çığıltıdır.

    Bensenbiz...
    İç kanamaları durmayan üç ayrı hastayız şimdi.
    Hepimiz tekiliz.
    Hepimiz aşk tarafından terk edileniz.

    Yitirdiğim kadar bulmanın
    Uyuduğum kadar uyanmanın
    Can verdiğim saatlerin hesabından can almanın vaktidir şimdi.
    Yâr olmaya yüz tutmuşkenyârdan oldum kısmetlerin kıtlığında.

    Ardıboş.
    Ötesi ömürberisi karayazıdahası yazgı hatasıdır.

    Aşkın bir arada tutamadığı birbirini anımsatan iki ayrı yalandıkbiz.
    Buna sadece ayrılık kandı.
    Ve onu bir yere
    Beni bir bir yere,
    Beni başka bir yere attı
    Ardıazap.
    Ötesi yokberisi yokmuşdahası yoktur
    Emre Gökçe

  • Yıldız Güneş
    Yıldız Güneş 30.09.2016 - 21:12

    Ben;
    Benden olgun insan isterim karşımda!
    Benden dürüst,
    En ufak dalgada,
    Arkasını dönmeyecek kadar olgun.
    Arkamı döndüğümde,
    Sırtımdan vurmayacak kadar güvenilir.
    Bir o kadar cesaretli olmalı.
    Yağmurdan ıslanıp,fırtınadan kaçmamalı.
    Ayağı taşa takılınca kayadan korkmamalı.
    İşine gelince sevip,
    Zoru görünce bırakmamalı!

    CAN YÜCEL

  • Yıldız Güneş
    Yıldız Güneş 30.09.2016 - 21:04

    Ben mesafeyi; Bir arabaya atlayıp gitme arası birşey sanırdım!
    Şimdi herkese uzak, yüreğime daha yakınım.
    Kimseyi aynam yapmıyorum artık ben! Bilmiyorum kimseyi.
    Herkes kapalı bir kutu gözümde.
    Ne çıkarsa kendine hediye..
    Koşmuyorum öyle olur olmaza,
    Çağırana bir adım yürüyorum, o da insanlık namına...
    Eskiden olsa, uluorta açardım kalbimin en kuytularını azıcık gülümseyen bir yüze.
    Kat kat yorganlarım var artık kalbimin üzerinde. Geceleri bir tek kendime açıyorum bundan böyle..
    Değişiyormuş insan!
    Kırıla kırıla, içi döküle döküle öğreniyormuş hayatı...
    Bu günlerde böyleyim ben!
    Biraz yorgun,
    Biraz durgun,
    Biraz güvensiz ama daha güçlü! ! !

  • Nesrin Aydınöz
    Nesrin Aydınöz 30.09.2016 - 16:46

    KELEBEK

    Kaplumbağa seninle süsleseydi düşünü,
    Bir günde kırk tepeyi rahatlıkla aşardı.
    Güle konan kelebek, görseydi gülüşünü;
    İnan bir kaplumbağa kadar uzun yaşardı.

    OZAN ERTAY

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 30.09.2016 - 12:11

    ' sen öyle çağırdın ki
    bütün acemiliğin sureti oldun
    çölde yiten nehirler adına
    dumanını özleyen dağlar adına
    kalbi çatlayan atlar adına
    mahzenler kuyular küfler adına
    kefenler makaslar buhurlar adına
    sen öyle çağırdın ki

    yağmur yağacak '

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 30.09.2016 - 12:03

    'her şey bekleyebilir sanıyorlar
    çocuğun büyümesi acının hafiflemesi
    oysa ne zaman sıkılsak akşam oluyor
    zamanın içinden geçiyoruz
    zaman içimizden geçiyor
    kurtlar bile beklemiyor puslu havayı
    kuşlar bile ağaç bile beklemiyor
    biz toplanmış bekliyoruz hayat evimize gelecek
    bir çay içimi bir konukluk süresi işte o kadar '

    Çiğdem Sezer

  • Ece Xxx
    Ece Xxx 30.09.2016 - 00:31

    İnsansız adalet olmaz
    Adaletsiz insan olur mu?
    Olur, olmaz olur mu!
    Ama, olmaz olsun

  • İki Baharın Valsi
    İki Baharın Valsi 25.09.2016 - 03:10

    Leyl-i Veda

    Ooh, gel... Ruh-i tabiat gibi malımür ü hamüş,
    Bu vefasız gecenin koynunda
    Kalalım bir ebedi saniye dalgın, bi-hüş...
    Kim bilir, belki de son leyle-i sevdamızdır;
    Bunda her lahza biraz ömr-i saadet sayılır!
    Ooh, bak dalgaların cezbe-i safiyyetine;
    Sanki bir hamle-i sevdaya açık bir sine.
    O kadar rakid ü sakit, o kadar müstağrak,
    O kadar uykuda her şey ki hemen korkulacak!

    Ooh, gel gel, bu hafa-gaha beraber gidelim;
    Orda, sensiz geçecek günleri tazmin edelim.
    Bir siyah kuş gibi amade-i pervaz ü firar
    Bu vefasız gecenin koynunda
    Edelim gel, ebedi kalmak için bir ısrar...
    Kim bilir, belki de son lahza-i sevdamızdır;
    Hoş geçen her dem-i sevda ebediyyet sayılır!



    VEDA GECESİ

    Gel, tabiatte olan ruh gibi mahmur, suskun
    Bu vefasız gecenin koynunda
    Kalalım bir ebedi saniye dalgın, baygın...
    Kim bilir belki de son aşk gecemizdir bu gece;
    Bunda her anı biraz mutlu ömür saymalıdır.
    Ooh, bak dalgaların tertemiz istemlerine
    Sanki birden koşacak aşka açılmış kollar.
    Öyle durgun, o kadar sessiz, o denli dalgın,
    O kadar uykuda her şey ki hemen korkulacak.

    Ooh, gel, gel de, bu sığ'nak yere birlikte gidip
    Orda, sensiz geçecek günleri tazmin edelim.
    Bir siyah kuş gibi hep kaçmaya fırsat arayan
    Bu vefasız gecenin koynunda
    Edelim gel, ebedi kalmak için bir ısrar...
    Kim bilir, belki de son anlarıdır aşkımızın;
    Hoş geçen her demi aşkın ebedilik sayılır.

    Sadeleştiren: Ahmet Muhip Dıranas

  • Zümra Yıldız
    Zümra Yıldız 25.09.2016 - 02:47

    Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin?
    Nöbetçiler ha gördü, ha görecek
    Parmaklarının ucu dikenlı tellere değdi değecek...
    Ama... Bir adım daha atamazsın.
    Uzanıp tutamazsın;
    Göz pınarlarında donup kalır hayallerin
    Planların, kaçışın, kurtuluşun
    Ve deler sevgi dolu yüreğini
    Sevgi bilmeyen bir kurşun.
    Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin?
    Batan bır gemıye el sallayamamak,
    Oturup ağlayamamak,
    Birkaç kulaç ötedeki
    Bir tahta parçasını tutamamak,
    Nedir bilir misin?
    Sevmek nedir bilir misin?
    Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır
    Bütün benliğini sarar, ısıtır.
    Her gülüşte yeniden doğarsın
    Ve bin kere ölürsün her iç cekişte
    Nasıl anlatsam bilmem ki.
    Yani 'sevmek' işte.
    Duymak nedir bilir misin?
    Duymak, ama anlatamamak
    Çemberini kıramamak kelimelerin.
    Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek
    'Seviyorum' diyememek
    Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin?

    Ümit Yaşar Oğuzcan